Aşk Bilimsel Olarak Nasıl Oluşur | Degisimehazirim.com
arkaplan
Hoşgeldiniz, ücretsiz üye olmak için tıklayın
 

Aşk Bilimsel Olarak Nasıl Oluşur

aşk bilimsel açıklama | Aşk Bilimsel Olarak Nasıl OluşurAŞK BİLİMSEL OLARAK NASIL OLUŞUR?

 

“İşte aşkın sıcaklığı, özlemin artan çarpıntısı, aşığın fısıldaşması, öyle dayanılmaz bir büyü ki, en makul insanı deli eden.” Homeros böyle söylemiştir İlyada’sında. Aşkın tarih boyunca nelere kadir olduğu, neleri yerle bir edip neleri yeni baştan oluşturduğu, kaç krallığı bitirip kaç hanedanlık kurdurduğu bilinen bir gerçek. Edebiyatın doğuşu yine aşka dayanırken en iyi edebiyatçılara ilham veren yine aynı duygudur. Aslında insanlar genel olarak aşk için yaşarlar, aşk uğruna savaşır, aşk uğruna ölürler. Peki bu duyguya neden olan şey nedir? Bu duygunun bilimsel bir açıklaması var mıdır?

 

Elbette vardır. Aşk, beyindeki birtakım değişmelerin ürünüdür. Dopamin, noradrenalin ve serotonin bilinen anlamdaki aşkın üreticisi kabul edilen kimyasallardır. Aşkın temel özelliği odaklanılan kişiye karşı sarsılmaz bir ilgi duymak ve bunun sonucunda bir hedef doğrultusunda davranışlarda bulunmaktır. İşte bu davranış biçimleri dopamin seviyesi ile doğru orantılıdır. Aşkın gözlenen en temel hallerinden biri de bilindiği üzere coşkudur. Coşku kavramının içine uykusuzluğu, iştah kaybını, aşırı hareketliliği, kalp çarpıntısını ya da endişe ve korkuyu katabiliriz. İşte bu ve benzeri durumlar da dopamin seviyesinin artışıyla beraber ortaya çıkar. Ayrıca dopamin artışı beraberinde cinsel hormon artışı da sağlar ve bu durumu da aşkla ilişkilendirmek pek de yanlış sayılmaz.

 

Noradrenalin genel olarak artan hafızayla ilişkili olarak kullanılan terimdir. Aslında dopaminle bereber artış gösteren enerji, uykusuzluk, iştah kaybı gibi durumlara noradrenalinin de katkıda bulunduğu bilinir ancak en çok kişinin sevdiği insanla geçirilen her anı ya da en ufak detayları dahi unutmaması, onunla paylaşılan anların önemi neticesinde bazen bir nesnenin bile uzun zaman hatırda kalması ile doğru orantılıdır.

 

Aşık bir insanda gözlenen belki de en belirgin özellik, aşık olduğu kişiyi saatlerce düşünebilmesidir. Hatta yapılan araştırmalar aşıkların birçoğunun % 90 oranında sevdiği kişiyi düşündüğünü ortaya koymuştur. İşte bu durum da serotin seviyesi ile alakalıdır. En az on dört çeşidinin bulunduğu bilinen serotin seviyesindeki bir azalma kişide sevdiği insanla alakalı istenç dışı istekler, karşı konulamaz derin düşünceler meydana getirebilmektedir.

 

Aşk bilimsel anlamda işte bu üç kimyasalın etkileşimi neticesinde oluşur. Kişide meydana gelen aşırı hareketlilik, iştah ve uyku kaybı, sevdiğini eşsiz görme ya da artan tutku, dopamin ve noradrenalin ile ilişkilendirilebilirken saplantı halini almış aşk ise beyindeki bir cins serotinin seviyesinde bir düşme meydana geldiğini ortaya koyabilmektedir.

 

Tavsiye Edilen Konular:

Konuyla İlgili Etiketler: