Bilinçaltı Programlama ve Algı Üzerindeki Etkisi | Degisimehazirim.com
arkaplan
Hoşgeldiniz, ücretsiz üye olmak için tıklayın
 

Bilinçaltı Programlama ve Algı Üzerindeki Etkisi

Bilinçaltı programlama bireyin bilinçaltına hükmetmesini sağlayarak algısını yönledirme kaabileyetini edindiren ve sonuç olarak bireyin kendi kimliğinin dönüşümü ile sonuçlanan bir çalışmadır.

İnsan, dünyasını anlamlandırmak için zihinsel söylem şablonlarına ihtiyaç duymaktadır. X olgusunu değerlendirme süreci zihin haritasında var olan ilişkili söylem şablonlarının devreye girmesi ile birlikte gerçekleşir.

Zihinsel söylem şablonları, birer değerlendirme, yargılama ve sonuç çıkartma katalizatörleri gibi çalışmaktadır. Bir diğer deyişle beynin lensleridirler. Kendinizi, çevrenizi, hayatı, evreni, herhangi bir sosyal olguyu nasıl gördüğünüzü ve dolayısıyla nasıl zihinsel ve bedensel tepki vereceğinizi belirler.

Algı, bilinçaltı söylem kalıplarının herhangi bir nesne ve olgu ile ilişkilendirilmesi sonucu, bireyin, söz konusu nesne ve olgulara karşı verdiği zihinsel tepki veya bakış açısıdır.

Algının katalizatörü görevini gören “söylem şablonlarının” temel taşları, bireyin ana rahminden bugüne kadar ki yaşam sürecinde edindiği mesajların ağırlıklı kombinasyonlarından oluşmaktadır. Söz konusu mesajlar, aile, medya, arkadaşlar, öğretmen gibi otorite figürleri ve bunlar ile ilgili tecrübelerin onaylanan varsayımlarıdır.

Söz konusu mesajların herhangi bir yönde yoğunlaşması, bireyin ilgili olgu veya nesneyi bugün nasıl algıladığını, dolayısıyla ilişkili davranış şeklini belirlemektedir.

Bilinçaltı Söylemler ve Algı Vakası

Ailesinde baba tarafından şiddet görmüş bir birey, söz konusu tecrübenin yoğunlaşması (bilinçaltı olumsuz mesaj yoğunluğu) durumunda, baba ve erkelik figürünü aileye karşı bir tehdit şeklinde bir zihinsel eğilim geliştirebilmektedir. Babanın yuvadan ayrılması ile birlikte, kendini “kurtarıcı” kimliğine veya annenin dominantlık eğilimine göre “annenin arkadaşı” veya “hizmetçi” kimliğini benimseyebilmektedir.

Söz konusu bireyin potansiyel bilinçaltı söylem kalıpları şu mesajlar doğrultusunda gelişecektir.

Aile yürütülmesi zor bir kurum.

Aile kurmak ve sürdürmek acıları, şiddeti ve mutsuzluğu beraberinde getirir.

Baba figürü aile kurumuna tehdittir.

İlgili bireyin gelecekte, karşı cinsle ilişkisini yürütmesinde zorluklar çıkabilme olasılığı yüksektir, ziraa

a)      Birey süreklilik potansiyeli ve aile kurumu ile sonlanacak ciddi bir ilişkiden kaçma çabasında olabilecektir ( Bilinçaltı aile algı tanımlaması olumsuz)

b)      Birey eril enerjiye karşı duyduğu tehdit algısı doğrultusunda, ilişkideki erkek (maskulen) kimliği edinemebilecektir. (Bilinçaltı baba – erkek figürü  algı tanımlaması olumsuz)

c)       Birey “anne ile arkadaş” olma kimliğini benimseyerek, dişil enerji algısı, dolayısıyla dişil enerjiye karşı duruşu arkadaş kimliği ile öne çıkacaktır. (Dişil enerji algı tanımlaması)

Yukarıdaki örnekte, bir erkek bireyin, edindiği tecrübeler sonucu bilinçaltında ektiği aile, baba ve anne tanımlama söylem kalıpları, bireyin söz konusu iki nesneye karşı algısını olumsuz yönde geliştirerek, bugün karşı cinsle orta veya uzun vadeli ilişki sürdürememesine neden olmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise, bireyin yukarıda belirtilen üç nesneye karşı geliştirdiği algının içinde bireyin kendisini söz konusu iç nesne ile nasıl ilişkilendirdiği bulgusudur. Birey biyolojik olarak potansiyel baba ve erkek eş figürüdür, fakat zihin haritasının geliştiği yönden dolayı zihinsel kimliği ezilen kadının yani dişil enerjinin arkadaşı kimliğindedir. Bu doğal çelişki, bireyin karşı cinsle olan ilişkilerini ve aile kurumunu sürdürebilmesine engel olmaktadır. (Gerçek bir hipno-terapi vakasından alınmıştır)

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, özgüven, özsaygı, gibi bireyin kendi kimliğine karşı olan algısı, yani değerlendirip yargılaması da, bilinçaltı şablonlar ile gerçekleşmektedir. Kendi kimliği ile ilgili olumsuz yoğunlukta bilinçaltı söylem şablonlarına sahip birey, özgüven, özsaygı eksikliği içinde yaşamını sürdürebilmektedir.

Bilinçaltı Programlama ve Algı

Bilinçaltı programlamanın temelinde yatan prensipler zihnin çalışma prensipleri ile doğru orantılı çalışmaktadır. Bilinçaltındaki herhangi bir konuyle ilişkili bireyin yaşamını, başarılarını, ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen mesajlara alternatif pozitif mesajlar gönderilerek bireyin bilinçaltı söylem kokteylinin bireyin lehinde değişmesini veya dönüşmesi sağlanmaktadır.

Zihinsel söylem şablonlarının dönüşüm adımlarında, bireyin kendisine, çevresine, dünyaya bakış açısı da adım adım değişir. Bunun sonucun bireyin zihinsel tepkisi, ve nihayetinde kararları, tercihleri, davranış şekilleri, olaylara karşı duruşları değişmektedir.

Bilinçaltı programlama bireyin bilinçaltına hükmetmesini sağlayarak algısını yönledirme kaabileyetini edindiren ve sonuç olarak bireyin kendi kimliğinin dönüşümü ile sonuçlanan etkili bir çalışmadır.

Tavsiye Edilen Konular:

Konuyla İlgili Etiketler:

“Bilinçaltı Programlama ve Algı Üzerindeki Etkisi” için 1 Yorum

  1. Aslı Sağan dedi ki:

    Kesinlikle doğru algı herşeydir algının değişmesi ise herşeyi değiştirir. Siyaset bilimi dersinin şuanki konumuz bu. kendime karşı olan algım neyse aslında oyum. Çevreme karşı algım neyse, çevrem bana göre o. Çevremi nasıl algılıyorsam, o şekilde tepki veriyorum. Ve sonuçta algım, ben ve çevrem oluyor. Önemli olan algıyı nasıl değiştirebileceğimizdir. Bu konuda tam olarak neler yapabiliriz bunları öğrenmek istiyorum.

Bir Cevap Yazın