Kuantum Olumlama ve Kişisel Gelişim | Degisimehazirim.com
arkaplan
Hoşgeldiniz, ücretsiz üye olmak için tıklayın
 

Kuantum Olumlama ve Kişisel Gelişim

Sözcükler aslında evrenin insana bahşettiği en değerli hazinedir. Ancak ne yazık ki biz insanlar bu hazineyi gerektiği gibi kullanıp başarıya ulaşamıyoruz. Çoğu zaman hiç düşünmeden, anlamını ve etki kapsamını bilmeden sıralayıveriyoruz son derece klişe sözcükleri. “Bu da diğeri gibi olacak, başaramayacağım.” diye başlıyoruz dönüm noktası olabilecek işlere. “Canım sıkılıyor.” diye dolaşıp duruyoruz sabahtan akşama kadar. Belki bilinçsiz bir şekilde dile getiriyoruz çoğu cümleyi. Ama beyin bunu öyle bir algılıyor ki, biz beynimize bu bilinçsiz söz yığınlarıyla müthiş emirler vermiş oluyoruz. Bilinçaltına kodlanıyor bizim öylesine söze döktüklerimiz. Beyin onlara odaklanıyor. Ve beklenen son, başarısız olacağım diye başlanan iş başarısızlıkla sonuçlanıyor. Sonra üzülüyoruz, ahlayıp vahlıyoruz bazen; ama bu durumu biz yaratıyoruz, kötüye odaklanıyoruz, inanmıyoruz, inansak dahi dilimizden çıkanlarla beynimizi başka noktalara odaklıyoruz ve bu şekilde dönüp duran bir kısır döngü oluşturuyoruz. İşte bu iyiye odaklanma sürecine istersek olumlama diyelim istersek pozitif düşünce… Ya da kuantum. Fark etmez. İşin özü hepsinde aynı. Doğruya odaklanmayı bilmek gerek.

 

Elbette yalnızca olumlu düşünmek bireyi örneğin hastalıklardan korumaz; ama şu bir gerçektir ki birey kendisiyle ne kadar olumlu bir iletişim içinde olursa, o derece pozitif zaman geçirir. Kişi sırf canı sıkıldığını düşündüğü için ve kendini canının sıkkın olduğuna odakladığı için saatlerce yüzü asık dolaşabilir. Oysa aynı kişi “Ben önemli bir insanım ve yapacak birçok işim var.” diyerek her anını verimli de geçirebilir. Bu sadece kullandığımız dilin hayatımıza olan etkisidir. Örneğin söze “ben” diye başlamak beyne anında bir emir komutu gönderir. Bu yüzden ben diye başlarken sözün devamında ne diyeceğimizi iyi ölçmek gerekir.

Kuantum olumlama süreci, aynı zamanda bilinçaltı düzeyinde pozitif söylemleri kodlama sürecidir. Birey bilinçli olarak farketmese de, insanın ağzından çıkan her söz bilinçaltı tarafında  emilmektedir. Bilinçaltı olumsuz söylemelerle dolu bir bireyin verdiği her karar, davranış şekilleri, fırsatlar karşısındaki tutumu, söz konusu zihin yapısındaki şablonlar tarafından etkilenmektedir. Olumsuz bilinçaltı söylem kalıpları, bireyin bu doğrultada karar vermesine neden olurken, aynı zamanda bireyin sosyal ve profesyonel hayatını da aynı olumsuzluğa çevirmektedir. Bunun açılımı şu şekilde izah edebiliriz: “İnsanlar güvenilmezdir” diye bir kodlama, bireyin aynı zamanda söz konusu varsayım doğrultusunda  insanlara  yaklaşması anlamına gelir, güvenmediğiniz bir varlığa en fazla ne kadar yaklaşabilirsiniz? Peki güvenmediğinizi yansıttığınız varlık size ne kadar yaklaşır? Sonuç olarak iki taraflı birbirlerine güvenmeyen, ilişki düzeyi sığ birlikteliklerden öteye geçebilir misiniz?  Peki, bu denli bir insani etkileşimde, karşı tarafın sizden uzaklaşması, sizin gözünüzde onu güvenilmez kılar mı? Cevabınız evet ise…. Kendi gerçeğinizi kendiniz yarattınız demektir… evet insanlar güvenilmez varsayımınız gerçek oldu.

Peki sizce, “insanlar ben öyle istediğim sürece güvenilirdir” varsayımı ile yola çıksaydık, ilişki süreciniz ne kadar değişecekti… ve herşeyden öte ilişkinizin gerçeği baştaki varsayımla ne kadar uyumlu olacaktı?

Varsayımlar; beklentilerimizi, davranışlarımızı ve kararlarımızı yönledirmektedir, davranışlarımız ve kararlarımız ise, sosyal gerçeğin kendisini oluşturmaktadır. Sosyal gerçek dışarda keşfedilmeyi bekleyen bir nesne değildir, insanın zihin yapısında örülü varsayımsal söylem kalıplarının yarattığı gerçeklerdir.

Arzu ettiğim her şeyi başarabilirim, kendime güveniyorum, kendime saygı duyuyorum pozitif söylem kalıplarını bilinçaltı şablonuna yerleştirmiş birey, önüne çıkan her fırsatı değerlendirmeye ve eninde sonunda “herşeyi başarabilirim” varsayımını gerçek kılacaktır. Özgüvenini gerçek kılacaktır.

Olaylara pozitif yaklaşmak nefes almanın sizi mutlu etmediğini ve bununla yetinmediğinizi gördüğünüz noktada ihtiyacınız olacak temel noktadır. Pozitif düşünmekten kasıt Pollyanna’cılık değildir elbette. Gerçekçi olmak ile kendinize sınırlar koymak arasındaki ayrımı bilmek gerek. Asla yapamam demeyin hiçbir zaman. Yaparsınız çünkü. İsterseniz ve inanırsanız başarırsınız. Ve bir şeyleri başarmak için “ama”lara “fakat”lara takılıp kalmayın. Şartlara bağlamayın kendinizi. Geçmişle hesaplaşmayın. Yaşanan yaşanmıştır ve artık onu bırakmayı bilin. Ondan elbette yararlanın, çıkarımlar yapın, ama bırakın geçmiş geçmişte kalsın. Bugününüzü geçmişin gölgesinden kurtarın. Bunların hiçbirisi yapılması zor eylemler değil. Karar verin ve yarın sizin de dönüm noktanız olsun.

Olumlama cümleleri 

Tavsiye Edilen Konular:

Konuyla İlgili Etiketler:

Bir Cevap Yazın