Nlp ve Temsil Sistemleri | Degisimehazirim.com
arkaplan
Hoşgeldiniz, ücretsiz üye olmak için tıklayın
 

Nlp ve Temsil Sistemleri

 

GÖRSEL, İŞİTSEL, KİNESTETİK

 

Çoğumuzun hayatı algılaması elbette ilk olarak duyu kanallarımıza bağlıdır. Bilinen duyu organları görme, işitme, koku alma, tat alma ve dokunmadır. Ancak göz ardı edilen altıncı duyu yolu ise sezgidir. Zaten kalıplaşmış ismi olan “altıncı his” de buraya dayanır.

 

Sağlıklı bir insan bütün duyu organlarına sahiptir ve hayatının çeşitli aşamalarında bunları kullanır. Ancak her insanda bir duyu organı diğerlerinden daha baskındır. Bazı insanlarda ise herhangi bir duyu organı hiç de kullanılmıyor olabilir. Kör bir insandan görme duyusunu ya da doğuştan sağır bir insandan duyma duyusunu geliştirmesini nasıl bekleyebiliriz? Ya da kullanmadığımız bir duyu organının gelişme göstermesi mümkün müdür? Duyular körelir. Kullanılmadıkça tamamen ortadan kalkmasa bile gittikçe azalan bir grafik çizer. Örneğin sezgisel duyu çoğu erkekte ergenlik çağında azalır, hatta neredeyse yok olma sınırına gelir. Çünkü toplum sezgi gücünü erkeğe atfetmez ve erkek ilk gençlik yıllarından itibaren bu gücü baskılamaya başlar. Bu yüzden, belki sırf “duygusal” görünmemek uğruna çoğu erkek altıncı hissini kaybeder.

 

Her insan geçmiş yaşam deneyimlerinden ya da yeteneklerinden yola çıkarak bir ya da birkaç duyu organını daha aktif kullanır. Bir ressam elbette diğer insanlardan daha fazla kullanacaktır görme duyusunu. Müzisyen bir anne – babanın evladı olan ve Anne karnından itibaren müzik eşliğinde bir yaşam geçiren Mozart, pek tabi daha duyarlı olacaktır işitme duyusuna. Bazı insanlar da dokunmaktan zevk alır mesela. Tokalaşmayı değil kucaklaşmayı seçer. Okulda ders esnasında bir de bakarsınız yanınızdaki arkadaşınız atmış kolunu omzunuza öyle dinliyor dersi. Çoğu insan alışık değildir bu duruma. Başta rahatsız olur. Çünkü öyle yetişmemiştir. “Dokunma, elleme” şeklinde büyür bizim çocuklarımız. Bu yüzden de böyle insanlarla karşılaşınca ilk başta pek de olumlu tepkiler alınmaz. Ancak daha sonra fark eder insan bu iletişimin en samimi iletişim şekli olduğunu. İşte böyle insanlarda, yani henüz bebeklikten itibaren sevilen, okşanılan, özerkliği baskılanmamış bir şekilde büyüyen çocuklarda kinestetik temsil sistemi hakim olur. Canlılar daha doğumundan itibaren dokunulmaya ihtiyaç duyar. Bebek kucağa alınmak için saatlerce ağlayabilir. Dokunup okşadığınız bitkilerin çok daha taze ve dinç durduğuna şaşkınlıkla şahit olursunuz. Kediler tüylerini okşatmak için ayrılmaz peşinizden. İnsan yalnızca kinestetik kanalla dahi sürdürebilir yaşamını. Görmeden, konuşmadan, işitmeden. Zor görünür aslında, imkansız hatta. Ama yaşanmış ibretlik hayat öyküleri vardır bununla alakalı.

 

Kişinin hayatında hangi duyunun baskın olacağı aslında en çok yaşanmışlıklarına bağlıdır. Bilinçaltındaki anılar, olumsuz veya olumlu yaşanmış yıllar onun tüm hayatını etkiler. Nlp temsil sistemleri bu noktada karşımıza çıkar ve kişinin bilinçaltı kayıtlarını yeniden programlama yöntemleri geliştirir.

Tavsiye Edilen Konular:

Konuyla İlgili Etiketler:

Bir Cevap Yazın