Özgüven ve Bilinçaltı | Degisimehazirim.com
arkaplan
Hoşgeldiniz, ücretsiz üye olmak için tıklayın
 

Özgüven ve Bilinçaltı

Özgüven insan psikolojisinin (bilinçaltının) en temel öğelerinden biri olmakla beraber birbilinçaltı özgüven gerekliliktir. Belli bir ölçüde kendini değerli bulmayan kişi öz kimliği ile psikolojik çatışma sürecine girerek kendisini devamlı bir psiko-sıkıntı halinde bulmaya mahkumdur. Söz konusu sıkıntı hali, bireyin rutini olabilir, normalleştirilmiş (doğal algılanan) bir psikolojik duruma dönüşüp – özgüven eksikliği – bireyin yaşamını olumsuz anlamda yönlendirir.

İnsanları diğer canlılardan ayırt eden özelliklerden biri kendinin farkında olmasıdır. İnsan kendine bir kimlik oluşturur daha sonra bu kimliği yargılamaya gitme gücüne sahiptir. Tüm kaynaklar gibi, bu insan kapasitesi de bireyin lehine kullanılabileceği gibi aksi durum söz konusu olabilmektedir. Kimliğini sevip, sevmeyeceği tamamen bireyin elindedir. Bir rengi, bir sanatçıyı, bir kokuyu sevip sevmemenin aksine, kendi kimliğinizle ilgili öğeleri reddetme eğilimi, sizi yaşamınızda ayakta tutan bilinçaltı yapılarınıza zarar verir.

Kimse özgüveni eksik doğmaz !

Kimliğini sevmemeyi öğrenir!

Özgüven eksikliğini edinlir!

 

Kimliğini Reddetme ile Özgüven Eksikliğine Giden Yol

Aynen; bir yaranın daha fazla büyümemesi ve acıtmaması için onu kaşımaktan, bir yere dokundurtmaktan nasıl doğal olarak kaçınıyorsak; kendi kimliğini reddeden birey de, kimliğinin ön plana çıkacak durumlardan kaçınmayı tercih edecektir; bir başka deyişle kendini reddetmenin verdiği acıyı arttırmaktan kaçacaktır. Pratikte bu durum; sosyal ve iş hayatında pasif duruşu beraberinde getirir; sevdiğiniz kişiye duygularınızı açmamayı, iş görüşmesine gitmemeyi, ihtiyacınız olduğunda yardım istememeyi tercih eder; başarısız olma riski olan tüm sosyal etkileşimlerden kaçınırsınız. Daha az risk alırsınız. Bu nedenle yaşamınız boyunca karşınıza çıkan çoğu fırsatı kaçırır ve çözümleme kaabiliyetinizi sınırlarsınız.

Kimliğini reddetmenin oluşturduğu yarayı daha fazla deşmemek için, kendiniz ile çevreniz arasında kalın duvarlar örer, başkalarının sizi eleştirmesini engellemeye çalışır, kalenin arkasında duran askerler gibi savunma kalıpları oluşturur ve mükemmelik arayışı içinde kaybolmaya mahkum olursunuz. Çevrenizdekilere karşı soğuk davranmayı ya da devamlı dırdır eden birey olmayı tercih edersiniz. İnsan etkileşiminde bulamadığınız zevki veya mutluluğu; alışverişte, alkolde veya uyuşturucu maddelerinde aramayı tercih edersiniz.

Kimliğini reddetmek veya sevmemek ile serüvene başlayan bir bireyin olası yol haritası yukarıda yazıldığı gibidir.  Sonuç Özgüven Eksikliğidir.

Bilinçaltınıza Kendinizi Sevdirin

Özgüven belli bir ölçüde bireyin kendine bir bütün olarak değer vermesi ile eşdeğer psikolojik bir duygudur. Bir yemeği sevip sevmeyeceğimize irademizden ziyade bilinçaltımızla karar veririz, ziraa “ben ıspanak yemeğini sevmem, çünkü tadı hoşuma gitmiyor” gibi bir cümleyi dillendirmemiz gerekir ki, bu iradenin sonucu çıkan bir cümle olamaz ve olmamalı, ziraa mantıklı neden sonuç ilişisini ifade edememektedir. Bir sonraki soru “tadı neden hoşuna gitmiyor” olacaktır ki buna verebileceğimiz cevap neden-sonuç ilişkisini açıklayamaz… “çünkü tadı hoşuma gitmiyor”.

Bir yemeği sevip sevmemeye irade karar veremez; irade bu kararı verebilseydi; sadece faydamıza (sağlık) olan gıdaları tüketmemiz gerekirdi ki, bu herkes için geçerli olurdu (sadece bilinçaltına bu söylemi yerleştirebilmiş olanlar için değil).

Aynen bir yemeği sevmek veya sevmemek gibi, kendimizi sevmemiz veya değerli bulma derecemiz, bilinçaltımız tarafından yönlendirilmektedir. Bu görevin irade olmadığını kanıtlamak için çok söze gerek yok, ziraa “irade” fayda algısına zıt bir kararı veya düşünceyi doğası gereği benimseyemez, dolayısıyla kendini reddetmek gibi kendi içinde zarar arz eden bir karar eğiliminin irade ile ilişkilendirmek başlı başına çelişki olacaktır.

Bilinçaltımız, ona verdiğimiz veya verdirttirdiğimiz mesajlar doğrultusunda birer söylem grupları oluşturarak, sözkonusu söylem havuzları doğrultusunda kendimize ve çevremize anlam verme ve yargılama gücünü edinir. X olgusuna karşı bugünkü duruşunuz = X olgusu ile ana rahminden bugüne kadar bilinçaltı seviyesinde ilişkilendirdiğiniz mesaj gruplarıdır. Elbette X olgusuna ilişkin çelişkili mesajlar bilinçaltında yer alabilir fakat söylem havuzundaki baskın eğilim doğaldır. Geçmişte ıspanak yemeği ile istem dışı ilişkilendirmiş olduğunuz herhangi bir olumsuz olgu, bugün sizin ıspanak yemeğine karşı duruşunuzu belirleyebilir, fakat siz ıspanak yemeğini sevmemenizi rasyonel bir temele iradenizle oturtamayabilirsiniz.

Bireyin, kendi kimliğini yargılaması sonucu reddetme eğilimi ve sonucunda özgüven eksikliğinin oluşması iradeden ziyade bilinçaltı temelli olduğu açıktır.

Bireyin kendini sevmemesine – Özgüven Eksikliğine yol açan genel durumlar

Bireyin özbenliği ile ilgili edindiği çevresel mesajların tümü

Toplumsal normlar ile bireyin kendi kimliği arasında olan kalıcı farklar

Benimsediği normlara zıt düşen bir girişimde – eylemde bulunmuş olmak

Kendisi ile gerçekte doğrudan ilişkili olmayan bir durumdan kendini sorumlu tutma (Suçluluk Duygusu)

Kendisi ile doğrudan ilişkili olan geçmişte yaşanmış bir durumdan kendisini sorumlu hissete algısı (Suçluluk Duygusu)

İdealist (Mükemmelliyetçilik) olma eğilimi

Yukarıdaki sıralamadan yola çıkarak, özgüven eksikliğinin temelinde bireyin özbenliği ile ilgili anarahminden bugüne kadar edindiği veya ilişkilendirdiği olumsuz mesajların yattığı açıktır.

“Senden adam olmaz”

“Beş para etmezsin”

“Bir işe yaramazsın”

gibi baskın olarak, olumsuz söylem kalıplarına maruz kalmış bir bilinçaltının, kendisi ile ilgili yargılama mekanizması da olumsuz yönde olacağından şüphe yoktur. Öz benliği ile ilgili olumsuz söylemlerine inandırılmış bir bilinçaltı, artık bu söylemleri mutlak gerçeklermiş gibi algılayıp, özbenliğini mümkün olduğunca saklamaya çalışacaktır, ziraa saklamazsa birileri “kırılgan, iyi olmayan” kimliğini görüp eleştirebilir düşüncesi hakim olacaktır. Aynen ödevini yapmamış bir öğrncinin, sınıfta iki büklüm şekilde öğretmenden saklanması gibi.

Kendiniz ile ilgili (kendinizi nasıl gördüğünüz) söylem kalıplarını bilinçaltı düzeyinde değiştirerek, kendinize olan bakış açınızı, doayısıyla kendinize verdiğiniz değer seviyesini değiştirmek tamamen sizin elinizdedir, ziraa bilinçaltı hükmedilmeyi bekleyen devasa bir söylem arşividir. Bilinçaltınıza hükmederek, özbenliğiniz ile ilgili mesajlarınızı, kendi hedefleriniz doğrultusunda değiştirebilir veya alternatif pozitif söylemleri edinmesini sağlayabilirsiniz.

Tavsiye Edilen Konular:

Konuyla İlgili Etiketler:

“Özgüven ve Bilinçaltı” için 1 Yorum

  1. Fatih Ekin dedi ki:

    Kendimiz kendimizi nasıl görüyorsak aslında o oluyoruz. kendini saygın birisi olarak gören kişi de gerçekte saygı duyulan bir kişi halini alıyor. Bilinçaltı olumlamaları ile bir nebze de olsun bilinçaltımıza kendimizi nasıl göreceğimizi dikte edebiriz. Özgüven kesinlikle insanın kendi kendisini sevebilmesiyle ilgili. Kendini sevebilmek demek çevrendeki insanların da seni seveceği anlamına gelmesidir. Subliminal frekans teknikleri bu konuda daha başarılı bence. Bilinçaltına hükmetmeyi kısmen başarmış biri olarak konunun ne derce önemli olduğunu biliyorum. İnsanın kendi zihninin çalışma prensipleri hakkında Farkındalık edinmesi çok önemli.

Bir Cevap Yazın